tr
Knjige
Sabahattin Ali

Değirmen

Hiç sen bir su degirmeninin içini dolastin mi adasim?.. Görülecek seydir o… Yamulmus duvarlar, tavana yakin ufacik pencereler ve kalin kalaslarin üstünde simsiyah bir çati… Sonra bir sürü çarklar, kocaman taslar, miller, siçraya siçraya dönen tozlu kayislar… Ve bir kösede birbiri üstüne yigilmis bugday, misir, çavdar, her çesitten ekin çuvallari. Karsida beyaz torbalara doldurulmus unlar…

Taslarin yaninda, duman halinde, sicak ve ince zerreler uçusur. Halbuki dösemedeki küçük kapagi kaldirinca asagidan dogru sis halinde soguk su damlalari insanin yüzüne yayilir…

Ya o seslere ne dersin adasim, her köseden ayri ayri makamlarda çikip da kulaga hep birlikte kocaman bir dalga halinde dolan seslere?.. Yukaridaki tahta oluktan inen sular, kavak agaçlarinda esen kis rüzgari gibi uguldar, taslarin kah yükselen, kah alçalan aglamakli sesleri kayislarin tokat gibi saklayisina karisir… Ve mütemadiyen dönen tahtadan çarklar gicirdar, gicirdar.

Ben çok eskiden böyle bir degirmen görmüstüm adasim, ama bir daha görmek istemem.

Sen askin ne oldugunu bilir misin adasim, sen hiç sevdin mi?
140 štampanih stranica
Vlasnik autorskih prava
Bookwire
Prvi put objavljeno
2023
Godina izdavanja
2023
Da li već pročitali? Kakvo je vaše mišljenje?
👍👎

Citati

  • retinispigmentosaaje citiraoпре 8 дана
    Sabahleyin karşı karşıya gelince dişi söylemek istediği şeyleri gözleriyle anlatmak istedi. Tam bu sırada, üzerinde oturdukları söğütten sarı bir yaprak koptu, iki tarafa sallanarak aralarından geçti ve dişinin en manalı baktığı zamanda gözlerinin önünü kapattı.
    Erkek bu bakışı göremedi.
    Fakat her ikisi de sarı yaprağı gördüler.
    Erkek ağzını açtı:
    -Senden hiç ayrılmak istemiyorum...- demek üzereydi ki, buvvv diye soğuk bir rüzgar esti...
    Dişi, erkeğin sözlerini işitemedi.
    Fakat her ikisi soğuk rüzgarın sesini duydular.
    Birbirlerinin gözlerine baktılar; artık yuva kurmak zamanının geçtiğini, sonbaharın geldiğini, ayrılacaklarını anladılar. İkisi de içini çekti.
    Tepelerinden birçok kırlangıçlar geçti: Sıcak yerlere dönüyorlardı.
    Ayrıldılar... Ve bir daha birbirlerini görmediler.
    Fakat ikisi de küçük derenin kenarındaki söğüdü ve orada geçirdikleri güzel ilkbaharı ve yazı unutmadılar.
  • retinispigmentosaaje citiraoпре 8 дана
    Doğru değil mi ama? Şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?-
fb2epub
Prevucite i otpustite datoteke (ne više od 5 odjednom)